gül kokuna hasretiz ya resulallah!

gül kokuna hasretiz ya resulallah!!

Bilinmezlere yürüdük yokluğunda ilkin
Sonra, çıkmaz sokaklara çıktı yollarımız
Adımız vefâsız, kalbimiz sevdâsız çıktı!

Cansızlar da tanır mı seni
Yoksa onlar daha mı âşinâ kokuna
Onlar daha mı vefâlı, daha mı sevdâlı sana!

Her gün apayrı bir heyecânla
Üstümüze doğar güneş her sabâh
Yoksa o da mı yolunu gözlüyor senin
Yoksâ o da mı nûrunla ayakta duruyor dâima!

Uçuruma çıktı yürüdüğümüz yollar
Elimizdeki adresler yabancı
Karşımıza çıkan bütün aşklar yalancı çıktı,
Kabul edildiğimiz her kapı
Yakıtı taş ve insan olan
Dikenli bir yola sürükledi hepimizi.

Mahzun mahzun saklanır oldu
Kara bulutların ardına güneş her akşam,
Onu mahzun kılan ne
Onu karanlığa teslîm eden ne,
Ay, neden her gece suçlu indirir ışığını yeryüzüne!

Ve artık biz çok yorulduk
Yanlış kapıları çalmak istemiyoruz
Yakıtı taş ve insan olan bir yol istemiyoruz
‘Sen’ akmayan göz yaşlarımızı sildik
‘Sen’ kokmayan gülleri istemiyoruz
İstemiyoruz, adımızın vefâsızlığını
Kalbimizin sevdâsızlığını…
Dîvan kurup kapına geldik
Başımız önümüze eğik, çok utanıyoruz,
Türküleri, şarkıları değil
Kasîdelerini, şiirlerini, naatlarını besteliyoruz.
Aşkına hasret, gül yüzüne âşinâ,
Varlığına muhtaç bir dünyâyı yeniden istiyoruz.


Tüm insanlık adına bizler seni istiyoruz.

Çok pişmânız,
Annelerimizin göğüslerinden emdiğimiz
Her süt damlası haram olsun ki bize
Çok pişmânız, pişmanız…
Senin dilini ve dînini yeniden yaşamak istiyoruz.
Her fermânın dermân olur
Merhem olur yaralarımıza:
“Îmânı elde tutmak, elde kor tutmaktan
daha zordur âhir zamânda..

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !